Oca. 2, 2010 - bulmak
tek başına hayatlardık,
bir caddede hep yalnız dolaşan.
açmış çiçekleri olmayan,
mavi önlüklü sokaklardık.
tek başına caddelerdik,
bir hayatta, bir yaşayan.
sıkışık, çirkin, acele;
ışık bekledik, yayandık.
tek başına kalabıklardık,
yalnızlıkta hayat olan.
caddeler yağmurlu topraklardı,
kuru gürültülerde ıslandık.
sonra,
yıldırım düştü şehrin göğsüne.
iki hayat birleşti,
bir eli, elinde çiçeğin.
ışık yandı,
cadde cadde,el ele.
Buğra Kavukçuoğlu
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ara. 23, 2009 - aslında çok uzun
gözlerini aşkımla dağlasam da; görürsün yaşamı, özelleştirdim çünkü; sen devletçilik oynarken.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ara. 9, 2009 - duyu
ayrılık pikapta çalar.
gece yarısı hüznü görülür.
hüznün gölgesidir ay,
sen dünyadan bir ses.
doğumsuz,ölümsüz bir saat.
kendini harcayan.
hayata gerek yok artık.
zaman yeter sadece.
görmem gereksiz
sen çal,
ben duyarım bir yerde.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Ara. 1, 2009 - iz kırmızı
şarabın ima ettiği ayrılık kırmızısı üstüm başım. sarhoş ve yaşlı gözlerinle konuştum, anlattım kıpkırmızı bir ölümü, ayrılıktan bir ton koyu.
geldiğin yere gidiyorum gittiğin yere dönebilmek için.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kas. 30, 2009 - güzel olan
durakta beklemek değil,
nehirde tutmak aşkı.
tam boğulurken
çıkartıp hayat üflemek.
yaka paça ıslanarak
içine soğuk işleterek
buram buram.
tutmak aşkı kolundan,
yaka paça ıslanarak,
sırılsıklam.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kas. 7, 2009 - sırat
ne sevin yaşadığından dolayı ne de üzül ölmedin diye. ben; ortasında bir yerde incecik, buzdan bir çizgideyim.
ne ötesi var bakabildiğim, ne gerisi var dönebildiğim. geçmek için değil, sadece durmak için bu köprü. ne atlayanı var, ne göreni.
benim ince, buzdan ve çizgisel köprüm; eğimi bol.
tutunsam da ağlarım, ben her gece yokuş aşağı kar yağarım.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Kas. 6, 2009 - o yüzden
uzakta bir sevdiğin var, özlüyorsun.
tutamadığın sözün var, susuyorsun.
denizinde ada yok, gidiyorsun.
aklında yüzü var, o yüz'den ağlıyorsun.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 30, 2009 - Aşk
çiçek kokularıyla uyurum, boynunda çiçekler açar sevgilimin. gözlerim kapanamaz öpüşürken, gözlerinde eritir aşkı, dudaklarıma katar. düşlerle övünmem, zamane hayallerinin; gerçekleşmiş aşk hali olurum.
boynundan çiçekler toplarım, koparmadan, dudaklarımla. canımda gülüş sesleri artık canım hiç acımaz. en sıcak günler gelir, soğuk giremez bu kapıdan. eşikte aşk büyüsü var, elleri dans eder tenimde, kuşlar müziktir.
sevgimde bulut yok, yakıcı yaz güneşi, serin serin öpüşürüz bir rüzgar eser hafif, saçlarından simler dökülür.
uyuduğumda bırakmaz beni, çiçek kokularıyla uyanırım, boynunda çiçekler açar sevgilimin. Buğra K.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 26, 2009 - gökyüzünde dolaşabilen
öfkeyle dolu zamanın, nefrete ayrılan saatlerinde, bir kaç kucak nefesti istediğim. sıradanlaşan bir aşkın, bağımsız bir dalıydım, göğe ulaşabilen.
arzu; kollarında solumaktı kokunu, ardından kalanlarda değil. kin dolu gözlerin öpüşmesi sadece cinsellikti ansızın. yalnız aşka bakardı çünkü gözler, bir tek mutlulukla dans ederdi.
mutluluk: saatleri geri alınmış adamın, bir kucak nefesle hayata dönmesi gibi; mutluluk dolu gözlerle dans etmesiydi bir kadının.
aşk; mutlu adamın, bağımsız bir dal gibi göğe ulaşmasıydı.
arzu,mutluluk ve aşk. işte bu hayattı, gökyüzünde dolaşabilen.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 26, 2009 - adım adında
ufacık adımlarınla ölçsek kaç adımdır dünya?
o büyük kalbini saymazsak da yine ağır bu dünya.
çok adım var aslında aklımda, hepsi bana ait olan adlar. her adın anlamı var hayatında, benimkini bilemedin değil mi? koyacak bir yer bulamadın belki de, adım adım büyük dünyanda.
ben büyük değilim adımlarında, masumiyet sende, adım adım ölüyor bu dünya.
birgün birbirimizin olamasak da, yaşarız ayrı, tadın ölür adınla.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 17, 2009 - biterken
sesini sevdiğim anda kesildi yağmur, kokusunu alamazdım. artık özlemiyorum da seni, isterdik-lerim de olmadı,
yakın gelecek zamanı görüyorum, yudum yudum acı içiyor yaşam, hafif sersem, ağır roman.
güzel olan yanlarıma sığınıyorum, yağmurun sesi kısık ya da. kehanet var, ben de susuyorum.
''yalnızlığım pusu kurmuş yollarıma, beklemekte''
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 17, 2009 - yabancı
korkuyorum yabancılardan. daha fazla yer yok dünyamda. geçmişimle yetinmek ya da, şimdiyi geleceğe taşımak var aklımda.
gelecek şimdi. aslında sözleşmeseydik keşke, dın dın dın şarkılar, biraz daha viski, babamın zulasından kalan. tek başıma yalnızlıktan da korkayım. yabancı olmasın ama.
dın dın dın çalsın romantik adamlar. güzel sözleri bazen takılsın aklıma, bitmesin babamın zulası, ayıkken; çok daha fazla korkarım yabancılardan.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eki. 11, 2009 - 24 saatin orospusu
genelevleri sırasıyla kapatılan bir ülkenin, gün ve gün artan tecavüz oranıdır hayat.
demirden olsa pas tutacak olan, ama sırf taştan diye, sadece ıslanacak olan kaldırım taşıdır; yaşamak için doğan.
gün, bir mucizedir. mucize; güneşle doğan.
tanrısal doğar güneş; olağan şekilde batar her akşam.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eyl. 17, 2009 - ahşaptan eski aşklar
eski aşkların mutlu resimleri, onlara bakarak kanıtlıyorum, yalnızlığı tanrıya. tanrı bana bakıyor, ağlıyor,duyuyorum.
kanatlar çiziyorum, geçmişimden uzağa uçabilmek için, hiçbirini kesemiyorum resimlerinizden, onlar sizin kanatlarınız. sadece el sallıyorum.
asla dönmez, ne gidenler ne yazgı, kahverengi bir odada, ahşap kokarak, eski aşkların mutlu resimlerine bakıyorum.
tanrı ağlıyor, ben bu odanın yanmasını bekliyorum.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eyl. 17, 2009 - bir beldeye vuran günbatımı çehresi
çekmecelerimde tozlanmıyor resimlerin, her gün kitleyip, her gün çıkartıyorum, tam gözümün önüne,tam beynimin içine, bir kopyasını çiziyorum çehrenin. ne kadar güzel güldüğünü şimdi görüyorum, ezberden okuyorum çehreni, kapıyı başkaları çalıp beni çıkardığında.
açmak istemiyorum, sen değilsin çünkü, sensiz bir sebeple çehrenden ayrılmak istemiyorum.
özlemekten korkarak öldürdüğüm aşktan, aşk acısı değil, eksiklik duygusuyla susuyorum. susuyorum, ağlamıyorum. bir yaş birikiyor içimde, rakıyı sulandırıyorum.
aylardır yüzünün hasreti bir çekmecede gizliyken, ben birgün seni görebilmekle nefes alıyorum. seni görememek korkusu değil bu.
ben ,sensiz, özlemsiz öpüşmekten korkuyorum.
Buğra K.
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eyl. 13, 2009 - çocuğum ben
günlerdir nefes almamış bir dolabım. kımıldamadan, günlerdir üstünü değiştirmeden bekleyen bir çoçuğum.
öğle vakti kar toplayan havayım. cam kenarında, öğle vakti kar yağsın diye bekleyen çocuğum.
en yoğun saatimle umut veren bir perşembeyim. okul sırasında en yoğun saatinde cumayı bekleyen çocuğum.
çocuğum hala bekleyen, bekledikçe çocuklaşan, çocuklaştıkça adam olan.
en güzel günlerinde aşkı bırakıp giden kadınım. gece yarısı en güzel günlerinde bırakılıp giden çocuğum.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eyl. 13, 2009 - senden sonra aşkın tanımı
sonsuzluğu aşk sanırım, her aşkın başlangıcında, aşk bitmez, bilirim.
hiç bir hayal, geriye dönüşü ölüm olsun diye kurulmazdı.
kalp kan kaybederdi de, ölmemeyi öğrenirdi. her defasında daha fazla kan pıhtısı, ama her defasında daha fazla aşk yıllanmışlığı.
o değildi ilki, sen değildin sonu. sonsuzluğun başı sonu yoktu çünkü. sonsuzluk aşktı, sen bittin,kalbimde kan pıhtısı. ama bu şiirlerin sonu yok. aşkın sonu sonsuzluk.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 31, 2009 - kaçınılmaz
siyaha kaçan beyaz, neden suskundu, kıyıya vuran balık neden şaşkın?
bir yaşlının tanrısı, neden korkuyordu ve iki insan neden kırgın.
artık biliyorum; yaşama şansım oldu ya da nedenim.
beyaz, siyah olacak. balık, ölecek. tanrı, kaybolacak.
biz tanrısız,simsiyah dibe vuracağız.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 30, 2009 - tanrı, tanrıya inanmamaktır
inandığım her şeydi hayat, inancım, hayattı. aşkı, sevmeye hazır olduğumu, anlama safhasına katardım.
oysa; hayata inanmıştım ilk kez, hayatım, inançtı. bu kez seni sevmeye sırılsıklam hazırdım.
inanmadın bana, oysa ben hayattım, hayatın için. artık inanmadığım her şeysin.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 19, 2009 - hazin bir ölüm hikayesi
kapının önünde durmuş bir adamım ben, asla içeri girmeyecek olan. dışarıda bir aşk yok dışarıdaki hayat hep kış üstüne üstelik. dışarısı orası, herkesin içerde olduğu anlarda. kapı da var arada, ben kitlemiştim çıkarken.
kapının önünde durmuş bir adamım ben, çalsam, zilde bir ben ağlarım. sesimde kaybolduğum o yalnız anlarda. vursam kapıya, gürültünüz cesaretimi boğar, zaten kapının önünde toplamıştım üşüyerek.
bir daha üşürsem, donarım. ne olur gelin de siz beni alın, ne ağlamak, ne donmak isterdim, güvende kalın diye kapıyı kitleyip gitmiştim, size mutluluk alıp, anahtarımı yitirmeden,dönmek üzere...
anahtar; kapının önünde durmuş bir adamdı. adam kendini kaybetmişti. mutluluk tükendi diyince tüccarlar. evine giremedi ya da girmedi. donarak söndü nefesi, buz gibi bir temmuz gecesinde.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 18, 2009 - sohbet
biraz yanımda dursan şimdi biraz anlatabilsem. yalnızlık bıkmışlığı ya da anlatma isteği değil bu yalnızca biraz senli, biraz benli cümlelere duyulan özlem.
bilirsin her biz dediğimde esas andığım sesimizdi.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 15, 2009 - infaz
ben sadece insanım. senin gibi, Genç Osman gibi. ne istedin de ölemedim. ne istedim de,öldürebildin.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Aug. 15, 2009 - soykırım
rüyamda bahsetmiştim sana ya da sen bahşetmişsin bir düş sonrası sabaha geceyle başlayan bu adama. kendime adam demek bile geçmiş içimden öyle iyi doğurmuşsun; en baştan beni.
demiştim ki sana ne işin var rüyamda. ya da sen zaten söylemiştin ben rüyamı görmek için yatmadan önce : ne işin var dünyamda?
3-4 kişi vardı içimde onlarla tartıştım aynı gece uyumadan önce azarladık birbirimizi biz çok kişiydik benimizde en gerçek demokrasiydik. kazanıp da kaybettim demeyi oylayıp da bildirmiştik.
rüyamda onlar yoktu, tek başıma görüntüler, siyah-beyaz-kırmızı bir film. kan var her yerde. sen varsın, ben varım.
uyandım. 4-5 kişi yok içimde. kan var her yerde, biraz nefret var havanın teninde. bir de baktım, hepimizi öldürmüşsün. hiç kimseyim artık içimde.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 29, 2009 - burda bir yerdeydi
Anneme her sorduğumda 'koyduğun yerdedir' cevabını vermesinden dolayı alışmıştım belki de, kaybettiklerim için aynı yere bakmayı,ya da annem koyduğum yeri unuttuğumu tahmin edemiyordu. İşte bir şekilde ben bulamıyordum. Bu seferki ne kumandaydı ne de kitap ayracı(kitap ayraçlarını hiç bir zaman kaldığım sayfaya koyamadım ben,hep sayfa numarasını ezberledim, hep unuttum).Bu seferki bir hayattı,dolaylı yoldan belki olabilse de, benim hayatımdan bahsetmiyorum.Ya da bir başkasınınkinden. Bir hayattı sadece, herhangi birine ait olmayan, kendiliğinden süregelen ve hepimizin ondan,tükendiğimiz anlarda hayat çaldığımız bir hayat. Dilencilerin üzerimdeki duygu sömürüsü yükünü yenemediğim gibi, en ufak göz temasını bile kaldıramıyordum bu aralar. Bu aralar karışık bir deniz,bulanık suyuyla içimde boğuluyor desem sadece edebiyat yapmış olmam,bir nebze betimlemiş de olurum kendimi.İşte bu haldeyken,aidiyetsiz hayattan hayat çalarım ben, nefes alırım, gülerim. Nefes aldım,güldüm ama bulamadım işte onu, ne koyduğum yerde vardı ne de başka bir şey ararken tesadüfen ona rastladım, sırf bir gıdım hayat aradım durdum,yatağın altından, geri dönüşüm kutusuna kadar,aradım, durdum. Vazgeçtim önce, çünkü o sırada ayaktaydım ve ayakta durmaya devam edebiliyordum. En laleli devirlerimde bile o kadar güçlü hissetmemiştim kendimi, en güzel kokan günlerimde, uzanıyordum çünkü bir başka hayatın yanında. Sonra ayakta durmak bir şey getirmedi bana, yoruldum, annem geldi,ne oldu dedi, oturdum.
Koyduğum yerde yok anne; Hayat nerede?
Buğra K.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 29, 2009 - senin gibi onlarcası ya da onlarca sen
Resimlerle melodiledim seni,anneannemin yaptığı börekler gibi kutsal,muskaladım da asamadım boynuma, yuttum, içimde taşıdım, tam sapladım yüreğimin yanına, yanıbaşına, kutsal ve sanatsal seni. En sevdiğin yanımın; mutsuz olduğunda seni tekrardan iyi hissettirebilmemin olduğunu söylemiştin-ben çocukca, en çok ne yanımı diye sorduğumda-ama sen farkında değildin, ben sana sadece seni anlatıyordum sana. Sen iyileşiyordun, ben iyi oluyordum, biz oluyorduk o anda, çünkü sadece sen mutluyken sarılıyorduk ve ben doğduğumdan beri biri bana sarıldığında mutlu oluyordum, her biri değilse de, çok seni. 2. tekil şahıslar ne kadar daha dönüşür,dönüşüm değişim olarak da varsayılırsa. Sen dediğim herkes sen değilsin, onlarcası, ya da bir tek sensin,senin onlarcan. En sevdiğimiz şarkı çıkagelir bir anda, ben sana, senlere yazarken, en sevdiğimiz odur çünkü o anda. O an bizimdir ve biz o andaki her şeyi severiz. Çünkü o an bizimdir, 1. tekil şahısımızla 2. tekil şahıslarımız arasında geçen. Her 2. tekil şahıs 3. tekil şahıs olacak olsa da, 'biz'de tıkanıp kalırız ve her biz ben'e çıkar işte sonunda- bencil acılara- o en sevdiğimiz şarkıya çıkagelir. Heykellerle besteledim seni, dedemin öğrettiği pullu her oyun gibi yendim seni de, sevinemedim çocukça, sustum, tam sapladım yüreğimin öbür yanına. Şimdi sen, bir yanında muska,bir yanında sevinme suskunluları yarınları bekliyorsun,her yeni bir seni yanına kattığın gün gibi,her attığında beni yaşatmak için. Bu yazıyı da ben yazmadım aslında, senin gibi onlarcası var içimde, ya da onlarca sen.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 27, 2009 - Akşamları yağmur,ev hapsi,fayton sesleri
Uzun bir yolculuktu, kollarımdaki ağrı bavul taşımaktan her sabah artıyordu, ilk kez çıkmıştım yurtdışına ve ilk kez kapanmıştım dış kabuğuma. İlk defa anlatıyordum birine, aslında hiç kendime anlatmadığım şeyleri bile, anlatırken dinledim kendimi, zaten karşımdaki dinlesin diye değil, ben de duyayım neymiş bunlar diye anlatıyordum. Karşımdaki de aslında karşımda değil içimde oturuyordu. Kaç kere öğretmeye çalıştım kendime, bir daha her baktığımda başkasını görmeyeceksem seveyim diye, kaç kere öğretmişim ya ben kendime; bir orospu tadında kendimi bitirmeye, sırf yaşamak için. Çoğu kapalı alanda geçen 1,5 ayın; dışarıda geçen az günlerinde, hiçbir zaman beni tam olarak bilemeyecek birine, onu sevdiğimi söylüyorum, bana beni sevdiğini söylüyor, yani her şey güzel gidiyor, aklımda ne olacağım geceleri düşüncesi. Aklımda hep düşünceler olur ya, salarım birini, tutarım birini. Uzun bir yolculuktu,içimdeki sızı bavul taşımaktan dönüş yolundan özlediğim evime, yani dönmekten değil tam, belki tahmin etmekten, birkaç gün kısaysa,birazdan olacakları. Karşımdakini atıyorum sonra içimden, diyorum ki, anlattıklarım gerçekti, kaldıramayız. Ben de dinledim çünkü o gece, bir diğer köşeden kendimi. Dönüyorum,tekrar gidiyorum hemen,kalmak istemiyorum odamda,odam sadece benim değil çünkü,eskiden içimde. Dört tarafı denizlerle çevrili olan kara parçasına gidiyorum, işte orada fayton sesleri,ancak çok ticari. Sıkılıyorum, Aya Yorgi'ye çıkacağım tek başıma,amacım mum yakmak, inandığımdan değil gerçekten istersem yapabilirim diye, işte o sırada çıkarken farkediyorum, duruyorum duruyorum,şehir çok güzel gözüküyor,sanki görüntüsü benimle konuşuyor, anlatıyor, fısıldıyor, fısıldarken terim üstümde kuruyor, duyuyorum ama, tekrarlıyor, yaşa tek başına da olsa, yaşa tek başına da olsa. Farkediyorum,yolu bitirmek geçmiyor artık içimden, hiçbir yolu bitirmek için değil yolda olmak için yürüyeceğimi farkediyorum, kendimi farkediyorum o anda, terim kuruyor. Kiliseye giriyorum,mum alıp ilerliyorum, ateşimi almamışım yanıma, başka bir dilekten yakıyorum aklıma takılıyor hangi dilekle dileğimin alevlendiğini, en fazla üç dört seçenek var zaten diyorum,beşinciyi buluyorum belki de, çıkıyorum. İnerken daha da derin nefes alıyorum, çok daha çok daha fazla yaşadığıma eminim diyorum.
Uzun bir yolculuktu, çok gezmedim belki ama, bir gezgin iyi tanıdım kendimi, içimde huzur kokusu, bildiğim artı olarak bir kaç şehir, bir kaç insan, bir kadın, bir ben, bir ben daha. Daha da anlatmama gerek yok,zaten kollarım yoruldu.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 27, 2009 - tatlı son
duymasam da artık kokunu nefes alıyorum hala hayat içime siniyor artık duruyorum sık sık ara veriyorum yürüyüşüme bakıyorum dünyaya bakmamışım uzun zaman. yürümek daha keyifli her arada varmak için yürümüyorum yol için sadece sık sık durarak işte.
özlüyorum elbette seni ama işte bu sefer acısı yok, ölümü yok ayrılığın. seviyorum kendimi şimdi daha çok, her hata ben değilim.
sen hayatımdaki tek sestin, şimdi sessizlikte mutluyum.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 15, 2009 - o değil de başka bir şey
bilmezsin; evvelidir sancı, veda zamanının güneş yakar, güneş batar zaman ayırdım, zaman kalmadı elinde, tabancan vardı, mermilerin o günün arifesinde, sancısız erken elveda.
bilmezsin,ertesidir acı, veda zamanının rüzgar eser,rüzgar diner cebimden zaman çıkardım, cebine koydum. zamanın vardı, saatlerin o günün ertesinde. tekrar sarılmak üzere.
Buğra K.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 6, 2009 - düşmana dosta karşı
elinde bardakla çıkmak istemiştin neden havaya ihtiyacın vardı, bir tek ben bilirdim, neden bardakla çıkmak istediğini de.
izin vermeli miydim bu denli uzak kalabilir miydim hayatına? kalmadım.
ha sana söylemişim ha bana ne hissettiğimi; farkı yoktu cevapların da.
aynı kişilerin, aynı tepkileriydik, zaman yanılsamasında.
sen bildiğim gibi kalsan da, ben bilmediğin gibi. sence bilmediğim gibi.
ne söz bıraktın geriye, ne bir kapı bıraktım ben ise. ama son kez duy, drama köprüsünden geçme bre.
Buğra K.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Tem. 5, 2009 - kampanya
seni gördüm; şahane. bugün ancak; geçmişte. şöyle bir düşledim su dökülmedi ellerine.
Buğra K.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
ŞİİRLER
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım ozturkoguz tanrimisafirlerim kocasinan42 carpe
|